4 Eylül 2010 Cumartesi

Left 4 Dead 2

Dört genç arkadaş, serin bir sonbahar gününde toplanmış ne yapacaklarına karar vermeye çalışıyorlardı. Biri sinemaya mı gitsek diyordu ama vizyonda doğru dürüst film olmadığına karar verip kısa süre içinde vazgeçtiler. Taksim'e gidelim diyordu bir diğeri fakat İstiklal Caddesi'nde yukarı, aşağı bilinçsiz dolaşmaktan sıkılmışlardı artık. Kanlıcada yoğurt yemeğe mi gitselerdi yoksa "gidelim servi revanım yürü sadabada" diyerek Haliç'in pis sularında kayık mı çekselerdi? Farklı ve yeni bir şey denemek istiyorlardı. Dört arkadaş birlikte ne yapabilirdi ki? Neden sonra bir mağazanın önünden geçerken L4D2 oyunun reklamını görmüşlerdi. Bu reklam ilgilerini çekmişti, oyunun kutusunu ellerine alıp incelemeye başladılar. Dört kişilik bir maceraya atılmak ister misiniz diye soruyordu mağaza çalışanı. Gerçekten dört kişilerdi ve sıkı bir maceraya ihtiyaçları vardı.

Oyundan dört kopya alıp herkes evlerine giderken, acaba verdiğimiz paraya değdi mi? L4D2 nasıl bir oyun acaba diye düşünüyorlardı. Oyunu kurduktan sonra Steam sistemini hemen çözüp grup sohbet (chat) açtılar. Bir arkadaş oyunu kurup diğerlerini davet etmişti bile. Zombilerin dünyayı işgal ettiği bu dünyada dört arkadaşın hayatta kalma mücadelesi onları etkilemişti. Hikayenin devamı yazının sonunda...


Half life ile hayatımıza giren Valve ile artık bilgisayarımızın vazgeçilmez programı haline gelen Steam, hepimizin sevgilisi haline geldi. Ne zaman PC oyunculuğu ölüyor, PC'de oyun satışları düşüyor diye kara, kara düşünsek, forumlarda konsol fanboylarla tartışsak. Sunduğumuz tek argüman hep Steam ve Valve oyunları değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder